Blog

Şirketler HukukuTicari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk Nedir?

3 Ocak 2026

Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk belirli türdeki ticari uyuşmazlıkların mahkemeye taşınmadan önce bir arabulucu önünde müzakere edilmesini şart koşan hukuki bir mekanizmadır. Bu sistemde “zorunluluk” ifadesi tarafların bir anlaşmaya varmasının zorunlu olduğu anlamına gelmez; aksine, dava açmadan önce bu sürece dahil olmanın ve en az bir toplantıya katılmanın yasal bir zorunluluk olduğunu ifade eder. Arabuluculuk bir “dava şartı” olarak kabul edilir. Bu, arabuluculuk sürecine başvurulmadan doğrudan mahkemeye gidilmesi durumunda, mahkemenin davayı usulden reddedeceği anlamına gelir. Süreç tarafların kendi çözümlerini kendilerinin üretmesine imkan tanıyan esnek bir yapı sunar.

Sürecin temel amacı, ticari ilişkilerin korunması ve mahkemelerin yıllarca sürebilecek işleyişinden kaçınılmasıdır. Ticari uyuşmazlıklarda taraflar genellikle iş ortaklıklarını devam ettirmek isterler. Mahkeme süreci tarafları hasım haline getirirken, arabuluculuk süreci iletişimi teşvik ederek iki tarafın da kabul edebileceği ortak bir noktada buluşulmasına zemin hazırlar. Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk süresi ve bu sürecin işleyişi yasalarla belirli çerçevelere oturtulmuştur. Bu sistem sayesinde hem zaman hem de maddi kaynak tasarrufu sağlanması hedeflenmektedir.

Kimler Arabulucu Olabilir?

Türkiye’de arabuluculuk faaliyetini yürütmek belirli kriterlere ve resmi bir yetkilendirmeye tabidir. Herkesin arabuluculuk yapması mümkün değildir. Bir kişinin arabulucu olabilmesi için öncelikle hukuk fakültesi mezunu olması gerekmektedir. Hukuk fakültesini bitiren adayların mesleklerinde en az beş yıllık kıdeme sahip olmaları bir diğer temel şarttır. Bu tecrübe şartı arabulucunun hukuki uyuşmazlıkların doğasını anlaması ve tarafları doğru bir zeminde buluşturabilmesi için kritik öneme sahiptir. Beş yıllık tecrübeyi tamamlayan hukukçular Adalet Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş eğitim kurumlarından teorik ve pratik arabuluculuk eğitimi almak zorundadırlar.

Eğitimi başarıyla tamamlayan adayların bir sonraki aşaması Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen merkezi sınavda başarılı olmaktır. Bu sınav adayın arabuluculuk tekniklerine, etik kurallara ve ilgili mevzuata hakimiyetini ölçer. Sınavda başarılı olanlar, resmi Arabulucular Sicili’ne kayıt yaptırarak görev yapmaya başlarlar. Dolayısıyla, bir arabulucu avukat kimliği taşısa da arabuluculuk yaparken avukatlık rolünden sıyrılıp tarafsız ve bağımsız bir kolaylaştırıcı olarak hareket eder. Arabulucu kişilik, uyuşmazlığın taraflarına çözüm dayatmayan sadece iletişimi yöneten ve tarafların kendi çözümlerini bulmalarına yardımcı olan bir profildir.

Ticari Davalarda Arabulucu Olma Şartları

Ticari davalarda görev alacak arabulucuların genel arabuluculuk şartlarına ek olarak, belirli uzmanlık alanlarında yetkin olmaları beklenir. Ticari dava arabuluculuk süreçleri, genel uyuşmazlıklardan farklı olarak ticaret hukukunun teknik detaylarını barındırır. Bu nedenle, ticari alanda arabuluculuk yapacak kişilerin “Ticaret Hukuku Özel Uzmanlık Eğitimi” almış olmaları tercih edilir ve birçok durumda bu eğitim, sistem üzerinden yapılan atamalarda öncelik sebebi sayılır. Bu eğitimler şirketler hukuku, kıymetli evrak, taşıma işleri ve sigorta hukuku gibi konuları kapsar. İşte arabulucu olma şartları:

  • Türk vatandaşı olmak ve tam ehliyetli bulunmak.
  • Hukuk fakültesinden mezun olmak ve diplomayı ibraz etmek.
  • Mesleğinde en az beş yıllık kıdeme sahip olmak.
  • Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve yapılan yazılı sınavda geçer not almak.
  • Kasten işlenmiş bir suçtan dolayı mahkum olmamış olmak.
  • Arabulucular siciline aktif olarak kayıtlı bulunmak.

Bu şartları sağlayan kişiler, arabulucu evrakları ile birlikte başvurularını tamamlayarak sicile kaydedilirler. Ticari uyuşmazlıklarda arabulucu tarafların ticari sırlarını korumakla yükümlüdür ve gizlilik ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalmalıdır.

Ticari Davalarda Arabulucu Avantajları
Ticari Davalarda Arabulucu Avantajları

Ticari Davalarda Arabulucu Avantajları

Ticari uyuşmazlıkların çözümünde arabuluculuğun tercih edilmesi veya zorunlu tutulması iş dünyası için çok sayıda kritik avantajı beraberinde getirir. Mahkeme süreçlerinin beraberinde getirdiği ağır bürokrasi yüksek masraflar ve yıllarca süren bekleyiş ticari işletmelerin finansal dengesini ve piyasadaki itibarını sarsabilmektedir. Arabuluculuk ise taraflara daha kontrollü, ekonomik ve barışçıl bir yol sunarak ticari hayatın akışını korumayı amaçlar. Bu mekanizmanın sağladığı temel avantajlar şu şekilde detaylandırılabilir:

  • Zaman Tasarrufu: Mahkemelerde bir ticari davanın sonuçlanması ortalama 2 ile 5 yıl arasında sürerken, arabuluculuk süreci en fazla 8 hafta içinde tamamlanır. Bu hız, sermayenin uyuşmazlık nedeniyle bloke olmasını engeller ve işletmelerin önünü görmesini sağlar.
  • Düşük Maliyet: Dava açmak için ödenen yüksek başvuru harçları peşin harçlar, bilirkişi ücretleri, keşif giderleri ve tebligat masrafları arabuluculukta söz konusu değildir. Taraflar sadece belirlenen tarifeye göre arabulucu ücretini ve varsa cüzi masrafları karşılayarak uyuşmazlığı çözerler.
  • Gizlilik ve Ticari İtibarın Korunması: Mahkeme duruşmaları kural olarak herkese açıkken, arabuluculuk görüşmeleri tamamen gizli yürütülür. Bu sayede şirketlerin ticari sırları, finansal durumları ve pazar stratejileri kamuoyuna yansımadan korunmuş olur. Görüşmelerde konuşulan hiçbir konu taraflar anlaşamazsa mahkemede delil olarak kullanılamaz.
  • Kontrol ve Esneklik: Mahkemede kararı bir hakim verir ve bu karar genellikle bir tarafın tam kaybı, diğerinin tam kazancı ile sonuçlanır. Arabuluculukta ise çözüm doğrudan tarafların elindedir. Taraflar yasaların sınırları dahilinde her iki tarafın da menfaatine olan “kazan-kazan” odaklı yaratıcı çözümler üretebilirler.
  • Ticari İlişkilerin Devamlılığı: Mahkeme süreci tarafları birbirine hasım eder ve ticari bağı genellikle tamamen koparır. Arabuluculuk ise iletişim kanalını açık tutarak tarafların uyuşmazlık sonrasında da iş ortaklıklarına veya ticari ilişkilerine devam etmelerine zemin hazırlar.
  • İlam Niteliğinde Belge: Süreç sonunda imzalanan anlaşma tutanağı, mahkeme kararı ile aynı hukuki güce sahiptir. Taraflardan biri anlaşmaya uymazsa diğer taraf bu belgeyi doğrudan icraya koyarak alacağını tahsil edebilir.

Hangi Davalar Zorunlu Arabuluculuk Kapsamındadır?

Her ticari uyuşmazlık için arabuluculuk zorunlu değildir. Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddelerine göre konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri için arabuluculuk bir dava şartıdır. Bu kapsamda yer alan uyuşmazlıklar “mutlak ticari davalar” ve “nispi ticari davalar” olarak iki ana grupta incelenebilir. Bir davanın zorunlu arabuluculuk kapsamında olup olmadığını belirleyen temel kriter, uyuşmazlığın bir talebi içerip içermediğidir.

  1. Ticari işletmeler arasındaki her türlü alacak davaları.
  2. Sigorta hukukundan kaynaklanan tazminat talepleri.
  3. Banka ve finansal kurumlarla ilgili ticari uyuşmazlıklar.
  4. Fikri ve sınai haklar hukukundan kaynaklanan (telif, marka, patent vb.) ve tazminat içeren davalar.
  5. Deniz ticareti ve taşımacılık işlerinden doğan alacak talepleri.

Konusu para olmayan, örneğin bir ortaklığın giderilmesi, iflasın ertelenmesi veya sadece bir hakkın tespiti gibi davalar zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir. Ancak taraflar dilerlerse bu konularda da ihtiyari olarak arabulucuya başvurabilirler. Arabuluculuk şartı olan davalar listesi, yasalarla sınırlandırılmıştır ve bu liste dışındaki talepler doğrudan mahkemeye taşınabilir.

Arabulucu Sorgulama Nasıl Yapılır?

Bir uyuşmazlık sürecinde olan veya bir arabulucu ile çalışmak isteyen kişiler, karşılarındaki kişinin yetkinliğini ve sicile kayıtlı olup olmadığını kontrol etmek isteyebilirler. Türkiye’de bu işlem dijital platformlar üzerinden oldukça kolay bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Güncel arabulucu listesi, Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanlığı’nın resmi internet sitesinde kamuya açık bir şekilde yayınlanmaktadır. Kullanıcılar bu liste üzerinden isim, şehir veya uzmanlık alanına göre arama yaparak arabuluculara ulaşabilirler.

Bireysel kullanıcılar için bir diğer yöntem ise e-Devlet arabulucu portalı üzerinden işlem yapmaktır. e-Devlet kapısı kullanılarak giriş yapıldığında “Arabuluculuk Portal” hizmeti aracılığıyla kişiler kendilerine atanan arabulucuyu görebilir, dosya durumlarını takip edebilir ve iletişim bilgilerine ulaşabilirler. Bu sistem sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesini sağlar. Ayrıca e-Devlet arabulucu araması ile sicil numarası üzerinden doğrulama yapılması da mümkündür. Bu dijital altyapı vatandaşların arabuluculuk mekanizmasına olan güvenini artırmakta ve bilgiye erişimi hızlandırmaktadır.

Ticari Arabuluculuk Süresi ve Zamanaşımı

Ticari uyuşmazlıklarda zaman yönetimi hayati önem taşır. Yasalar arabuluculuk sürecinin uyuşmazlığı sürüncemede bırakmaması için belirli süre sınırları getirmiştir. Bu süreler hem davanın hızlı çözülmesini sağlar hem de tarafların hak kaybına uğramasını engeller. Ticari arabuluculuk süre yönetimi, başvurunun yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar ve arabulucunun atandığı an itibarıyla kesinlik kazanır.

Ticari Arabuluculuk Süreci

Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk süresi, arabulucunun görevlendirilmesinden itibaren başlar. Kural olarak arabulucu başvuruyu 6 hafta içinde sonuçlandırmak zorundadır. Ancak uyuşmazlığın karmaşıklığı, tarafların sayısı veya ek bilgi/belge ihtiyacı gibi haklı nedenlerin bulunması durumunda, arabulucu bu süreyi en fazla 2 hafta daha uzatabilir. Bu durum hukuk literatüründe “6+2 hafta kuralı” olarak bilinir. Toplamda 8 haftalık bu süre ticari hayatın dinamizmine uygun olarak belirlenmiş oldukça kısa bir süredir. Eğer bu süre zarfında bir anlaşmaya varılamazsa süreç sona erer ve taraflar dava açma hakkını elde ederler. İş davalarında arabuluculuk süresi daha farklı işleyebilir, ancak ticari uyuşmazlıklarda bu 6+2 haftalık periyot katıdır.

Arabuluculuk Zamanaşımını Keser Mi?

Hukuk sisteminde hakların belirli bir süre içinde aranması gerekir, aksi takdirde “zamanaşımı” nedeniyle hak talep edilemez hale gelir. Arabuluculuk süreciyle ilgili en çok merak edilen konulardan biri de bu sürenin zamanaşımına etkisidir. Arabuluculuk başvurusu yapıldığı andan, sürecin sona erdiği ana kadar geçen süre zarfında zamanaşımı ve hak düşürücü süreler durur. Yani arabuluculukta geçen vakit dava açma süresinden eksilmez. Bu düzenleme, tarafların hak kaybı korkusu yaşamadan samimi bir şekilde müzakere masasında kalmalarını sağlamak için getirilmiştir. Arabuluculuk zamanaşımını keser mi sorusunun teknik cevabı “durması” yönündedir; süreç bittiği yerden süreler kaldığı gibi işlemeye devam eder.

Zorunlu Arabuluculuk Sonrası Dava Açma Süresi Ne Kadar?

Arabuluculuk süreci sonunda taraflar anlaşmaya varamazlarsa arabulucu tarafından bir “anlaşamama tutanağı” düzenlenir. Bu tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneği, dava dilekçesine eklenmek zorundadır. Ticari davalarda arabuluculuktan sonra dava açma süresi konusunda genel bir kısıtlama bulunmamakla birlikte asıl uyuşmazlığın tabi olduğu genel zamanaşımı süreleri dikkate alınmalıdır. Arabuluculuk sürecinde duran zamanaşımı süresi, son tutanağın imzalandığı tarihten itibaren tekrar işlemeye başlar. Bu nedenle tarafların uyuşmazlık konusu alacak veya tazminatın zamanaşımına uğramaması için makul bir süre içinde davalarını açmaları gerekir.

Ticari Davalarda Yetkili Mahkeme Nedir?

Arabuluculuk süreci olumsuz sonuçlandığında açılacak dava “Asliye Ticaret Mahkemeleri’nde görülür. Eğer bir bölgede ayrı bir Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmuyorsa, bu davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri ticaret mahkemesi sıfatıyla bakar. Ticari davalarda yetkili mahkeme belirlenirken genellikle iki ana kural işletilir:

  • Davalının (borçlu tarafın) davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi.
  • Sözleşmenin ifa edileceği (yerine getirileceği) yer mahkemesi.

Ticari davalar karmaşık teknik detaylar içerebildiğinden, yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi davanın usulden reddedilmemesi için kritiktir. Ayrıca taraflar aralarında yaptıkları bir yetki sözleşmesi ile belirli bir yer mahkemesini de yetkili kılmış olabilirler.

Arabulucu Parasını Kim Öder?

Arabuluculuk sürecinin mali yükümlülüğü iki ana kalemden oluşur: Arabuluculuk ücreti ve masraflar. Arabulucu parasını kim öder sorusunun yanıtı, sürecin nasıl sonuçlandığına göre değişir:

  1. Anlaşma Sağlanırsa: Taraflar aksini kararlaştırmadıkça arabuluculuk ücreti taraflarca eşit olarak ödenir. Bu ücret, Adalet Bakanlığı tarafından her yıl yayınlanan “Arabuluculuk Ücret Tarifesi”ne göre hesaplanır. Genellikle anlaşılan tutarın belirli bir yüzdesi (örneğin %6) olarak belirlenir.
  2. Anlaşma Sağlanamazsa: Süreç anlaşmazlıkla biterse arabulucunun ilk iki saatlik ücreti hazineden (devlet tarafından) karşılanır. Eğer görüşmeler iki saatten fazla sürerse aşan kısmın ücreti yine taraflarca eşit ödenir. Ancak dava açıldıktan sonra haksız çıkan taraf, devletin ödediği bu arabuluculuk ücretini yargılama gideri olarak geri ödemekle yükümlü tutulur.

Arabulucu avukat ücreti ise tarafların kendi avukatlarına ödedikleri danışmanlık ücretidir ve arabuluculuk ücretinden tamamen bağımsızdır.

Arabuluculuk Yetki İtirazı Nedir?

Arabuluculuk başvurusu normal şartlarda uyuşmazlığın çözüleceği yer mahkemesinin yetki alanındaki arabuluculuk bürosuna yapılır. Ancak bazen başvuru uyuşmazlıkla ilgisi olmayan veya tarafların üzerinde anlaşmadığı bir yerdeki büroya yapılabilir. Bu durumda karşı tarafın “arabuluculuk yetki itirazı” yapma hakkı doğar. Yetki itirazı, arabulucunun görevlendirildiği ilk toplantıda veya en geç toplantı öncesinde dile getirilmelidir. Arabulucu kendisinin yetkili olup olmadığına karar veremez; bu durumda yetki itirazını sicile bildirmekle yükümlüdür ve dosya ilgili mahkemeye gönderilerek yetki konusunda bir karar verilmesi beklenir. Ticari uyuşmazlıklarda yetki genellikle sözleşmede belirlenen yer veya davalının ikametgahı üzerinden tayin edilir.

Ticari davalarda zorunlu arabuluculuk sistemi, iş dünyasındaki uyuşmazlıkların modern, hızlı ve ekonomik bir şekilde çözülmesini sağlayan köklü bir dönüşümü temsil eder. İstanbul Law Office olarak müvekkillerimizin ticari menfaatlerini koruma noktasında bu sürecin sağladığı gizlilik ve kontrol imkanlarını son derece değerli bulmaktayız. Geleneksel yargılama süreçlerinin aksine ticari ilişkilerin korunmasına imkan tanıyan bu mekanizma, belirlenen yasal sürelere ve usul kurallarına uyulduğu takdirde taraflar için en verimli çözüm yoludur. Profesyonel bir arabulucu eşliğinde yürütülen bu süreç, ticari hayatın dinamizmine uyum sağlayarak tarafların mahkeme kapılarında zaman kaybetmeden ortak bir paydada buluşmalarına olanak tanır.

İlginizi Çekebilir→ Arabuluculuk Nedir?