Hukuki uyuşmazlıkların çözülmesinde önemli bir alternatif çözüm yolu olarak kabul edilen arabuluculuk tarafların kendi aralarındaki anlaşmazlıkları, üçüncü bir taraf olan arabulucu yardımıyla çözmelerine olanak sağlar. Taraflar, bu sürecin sonunda anlaşmaya varırlarsa, arabuluculuk sonucu ortaya çıkan anlaşma bir mahkeme kararı gibi bağlayıcı hale gelir. Arabuluculuk hem mahkemelere olan yükü hafifletir hem de taraflar arasında daha hızlı ve ekonomik bir çözüm sunar. Türkiye’de arabuluculuk kanunu ile düzenlenen bu süreç, özellikle son yıllarda önemli bir ivme kazanmıştır.
Arabuluculuk anlaşmazlıkların daha hızlı çözülmesini sağladığı için günümüzde pek çok farklı alanda kullanılmaktadır. Zorunlu arabuluculuk ile ilgili gelişmeler, özellikle iş hukuku, ticaret hukuku ve aile hukukunda önemli bir değişim yaratmıştır.
Arabulucu Nasıl Olunur?
Arabulucu, anlaşmazlıkları çözme ve tarafları bir araya getirme becerisine sahip bir uzmandır. Arabulucu olma şartları belirli bir eğitim ve deneyim gerektirir. Arabulucu olabilmek için izlenmesi gereken yollar aşağıda belirtilmiştir:
- Arabuluculuk Eğitimi Almak: Arabulucu avukat olmak isteyen kişilerin öncelikle arabuluculuk yönetmeliği uyarınca bir eğitim programına katılmaları gereklidir. Bu eğitim programı genellikle 200 saatten oluşur.
- Uygulama Eğitimi: Eğitim programını tamamlayan kişilerin, uygulamalı bir eğitim sürecine katılmaları gerekir. Bu eğitimde arabuluculuk süreci hakkında daha fazla bilgi edinirler.
- Başvuru ve Sınav: Eğitimini tamamlayan adaylar belirli bir süre zarfında başvurularını yapmalı ve yazılı sınavı geçmelidir.
- Adli Yargı Eğitimini Tamamlama: Arabulucular adli yargı süreçlerinde uygulama yaparak deneyim kazandıklarında daha etkili birer arabulucu olabilirler.
Hangi Alanlarda Arabuluculuk Yapılabilir?
Arabuluculuk yalnızca ticari anlaşmazlıklar veya iş hukuku davalarıyla sınırlı değildir. Arabuluculuk tüm hukuki alanlarda kullanılabilecek bir çözüm yöntemidir. İşte arabuluculuğun uygulanabileceği bazı önemli alanlar:
- Aile Hukuku: Boşanma, mal paylaşımı ve velayet gibi konularda taraflar arasında uzlaşmayı sağlamak amacıyla arabuluculuk yapılabilir.
- Ticari Anlaşmazlıklar: İş ortaklıkları, sözleşmeler ve ticari ilişkilerdeki anlaşmazlıkların çözülmesi için ticari arabuluculuk devreye girebilir.
- İş Hukuku: Çalışan ile işveren arasındaki anlaşmazlıklar, örneğin işten çıkarılma, kıdem tazminatı, fazla mesai ücreti gibi konulara dair zorunlu arabuluculuk süreçleri işletilebilir.
Bu alanlarda yapılan arabuluculuk yargı süreçlerinden daha hızlı ve düşük maliyetli çözümler sunar. Şimdi ticari arabuluculuk süresi ve iş hukuku arabuluculuğu gibi daha spesifik konulara değinelim.
Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk
Arabuluculuk yalnızca ticari ya da iş hukuku davalarıyla sınırlı olmayan, geniş bir uygulama alanına sahip olan bir alternatif çözüm yöntemidir. Uygulama alanı her geçen gün genişleyen arabuluculuk farklı hukuki alanlarda taraflar arasında meydana gelen anlaşmazlıkların çözülmesinde etkili bir yol olarak öne çıkmaktadır.
Aile Hukuku Alanında Arabuluculuk
Aile hukuku boşanma, mal paylaşımı, nafaka ve velayet gibi kişisel ilişkileri ilgilendiren davaları kapsar. Bu tür davalarda, taraflar arasında çıkan anlaşmazlıkların çözülmesinde arabuluculuk oldukça etkili bir araçtır. Taraflar duygusal olarak zorlu bir süreçten geçiyor olsalar da arabuluculuk sayesinde daha hızlı ve gizli bir çözüm yolu izlenebilir. Aile içindeki özel meselelerin mahkeme ortamına taşınması yerine, gönüllü olarak veya zorunlu arabuluculuk sürecine başvurarak çözülmesi tarafların birbirleriyle iletişimlerini koruyabilmelerine olanak sağlar. Aile içindeki ilişkilerin korunması adına, arabuluculuk süreci, çözüm odaklı bir yaklaşım sunar.
Ticari Davalarda Arabuluculuk
Ticari arabuluculuk iş dünyasında karşılaşılan anlaşmazlıkların çözülmesinde önemli bir çözüm yoludur. İş ortaklıkları ticari sözleşmeler, alacak verecek ilişkileri gibi ticari uyuşmazlıkların çözümlenmesinde arabuluculuk kullanılır. Türk Ticaret Kanunu ticari davalarda zorunlu arabuluculuk sürecini öngörmektedir; bu durumda taraflar, mahkeme başvurusu yapmadan önce arabuluculuk sürecine katılmak zorundadır. Bu süreçte taraflar anlaşmaya varmak için görüşmelerde bulunur ve belirli bir süre içinde çözüme ulaşmaya çalışırlar. Ticari arabuluculuk süresi genellikle üç hafta olarak belirlenmiştir. Bu hızlı çözüm süreci hem zaman kaybını önler hem de ticari ilişkilerin kesintiye uğramadan devam etmesine imkan tanır.
İş Hukukunda Arabuluculuk
İş hukuku işçi ve işveren arasındaki anlaşmazlıkları kapsar ve Türkiye’de işçi haklarının korunması adına önemli düzenlemelere sahiptir. İş hukuku alanında özellikle kıdem tazminatı, fazla mesai, işten çıkarılma gibi konularda taraflar arasında anlaşmazlıklar yaşanabilir. Bu tür anlaşmazlıkların çözülmesi için 2018 yılında yürürlüğe giren zorunlu arabuluculuk düzenlemesi, işçi ve işverenin mahkemeye başvurmadan önce arabulucuya başvurmasını zorunlu hale getirmiştir. Dava şartı arabuluculuk adı verilen bu düzenleme taraflara arabuluculuk süreci aracılığıyla daha hızlı ve daha düşük maliyetli bir çözüm sunmaktadır. Ayrıca bu süreç işverenin ve çalışanın haklarını korurken, uzun yargı süreçlerinden kaçınılmasını da sağlar.
İşe İade Davalarında Arabuluculuk
İşe iade davalarında işçi işten haksız yere çıkarıldığını düşündüğünde mahkemeye başvurmak yerine, önce arabuluculuk sürecine başvurması gerekmektedir. Zorunlu arabuluculuk sayesinde, işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlık daha hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulabilir. Bu süreç tarafların mahkemeye gitmeden önce anlaşmazlıklarını uzlaşarak çözmelerine yardımcı olur. İşverenle işçi arasındaki ilişkiyi bozacak daha uzun ve zorlu bir mahkeme sürecine gerek kalmaz. Eğer taraflar anlaşmazlıkları arabuluculuk sürecinde çözerse, dava açmalarına gerek kalmaz.
İhbar Tazminatında Arabuluculuk
İhbar tazminatı işten çıkarılan işçinin hak ettiği bir tazminattır. Ancak, işverenin tazminat ödememesi veya eksik ödeme yapması gibi durumlar, taraflar arasında anlaşmazlık yaratabilir. Bu tür durumlarda zorunlu arabuluculuk devreye girmektedir. Arabuluculuk süreci işçi ve işveren arasında çıkabilecek anlaşmazlıkların hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulmasına olanak tanır. İşçi, ihbar tazminatının ödenmemesi durumunda arabuluculuk sürecini başlatarak, tazminatın ödenmesi konusunda anlaşma sağlayabilir.
Fazla Çalışma (Mesai) Ücretinde Arabuluculuk
Çalışanların fazla mesai yapmasına rağmen hak ettikleri ücreti alamamaları iş hukuku kapsamında sıkça karşılaşılan anlaşmazlıklardan biridir. Bu tür durumlarda, arabuluculuk süreci devreye girer ve taraflar arasında mesai ücretinin ne şekilde ödeneceği konusunda çözüm aranır. Zorunlu arabuluculuk süreci, işçinin fazla mesai ücreti alacağına dair anlaşmazlıkların uzun mahkeme süreçlerine gerek kalmadan çözümlenmesini sağlar. Taraflar arabuluculuk sürecinde anlaşmaya varırlarsa, dava açmalarına gerek kalmaz ve süreç hızlı bir şekilde sonuçlanır.
Arabuluculuğun Avantajları Nelerdir?
Arabuluculuk taraflar arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için kullanılan etkili bir yöntem olup birçok avantaj sunmaktadır. Bu avantajlar hem zaman hem de maliyet açısından önemli faydalar sağlar. Arabuluculuk sürecinin başlıca avantajları şu şekilde sıralanabilir:
Hızlı Çözüm: Mahkeme süreçleri genellikle uzun ve karmaşık bir yapıya sahiptir. Taraflar arasında anlaşmazlıkların çözülmesi mahkeme yoluyla aylar hatta yıllar sürebilir. Ancak arabuluculuk süreci, bu tür dava süreçlerine göre çok daha kısa bir zaman diliminde sonuçlanabilir. Taraflar, arabuluculuk süreci aracılığıyla, anlaşmazlıklarını hızlı bir şekilde çözebilirler. Ticari arabuluculuk süresi genellikle üç hafta ile sınırlıdır. Bu sayede taraflar uzun yargı süreçlerine takılmadan, daha kısa sürede sonuca ulaşabilirler.
Daha Düşük Maliyet: Mahkeme süreçlerinde dava açma harçları, avukat ücretleri ve mahkeme masrafları gibi birçok maliyet ortaya çıkar. Bu da taraflar için büyük bir finansal yük oluşturabilir. Arabuluculuk ise, genellikle çok daha düşük bir maliyetle çözüm sunar. Arabuluculuk aidatı, mahkemeye başvurduğunuzda ödeyeceğiniz masraflarla kıyaslandığında oldukça makul bir seviyededir. Ayrıca taraflar, avukatlarıyla anlaşarak daha düşük ücretlerle arabulucu talep edebilirler. Bu da ekonomik açıdan önemli bir avantajdır. Özellikle ticari davalarda, yüksek işlem masraflarının önüne geçilmesini sağlar.
Gizlilik: Bir diğer önemli avantaj, arabuluculuk sürecinin tamamen gizli olmasıdır. Mahkeme süreçlerinde taraflar dava dosyasındaki bilgilerin ve mahkeme kararlarının kamuya açıklanma ihtimaliyle karşı karşıyadır. Oysa ki arabuluculuk süreci, taraflar arasında yapılan görüşmelerin dışarıya sızmaması ve sadece taraflara özgü olmasını sağlar. Bu sayede ticari sırlar veya kişisel bilgilerin korunması gerektiğinde arabuluculuk ideal bir çözüm sunar. Taraflar, sürecin sonunda ulaşılacak çözüme dair kararların da gizlilik içinde tutulmasını sağlamakta özgürdürler.
Arabuluculuk ile Mahkeme Süreci Arasındaki Farklar
Arabuluculuk ve mahkeme süreci arasında belirgin farklar bulunmaktadır. Bu farklar, her iki sürecin nasıl işlediği, hangi avantajları sunduğu ve taraflar için ne gibi sonuçlar doğurduğu konusunda önemli ipuçları verir. Arabuluculuk süreci geleneksel mahkeme süreçlerine göre daha hızlı ve daha esnek bir çözüm yolu sunar. İşte arabuluculuk ile mahkeme süreci arasındaki başlıca farklar:
Hız: Arabuluculuk süreci taraflar arasında anlaşmazlıkların hızlı bir şekilde çözülmesini sağlar. Arabulucular, taraflarla bire bir görüşerek çözüm odaklı bir yaklaşım sergilerler. Bu süreç mahkeme süreciyle kıyaslandığında oldukça hızlıdır. Mahkemeler, prosedürler ve hazırlık aşamaları nedeniyle aylar sürebilirken arabuluculuk süresi çok daha kısa bir süreyi kapsar.
Masraf: Mahkeme süreci genellikle daha pahalıdır çünkü dava açma ücretleri, avukat ücretleri ve mahkeme harçları gibi ekstra masrafları içerir. Arabuluculuk ise daha uygun fiyatlarla çözüm sağlanabilir. Arabuluculuk aidatı genellikle düşük olduğu için, taraflar mali açıdan daha rahat bir çözüm elde ederler. Özellikle ticari davalarda, büyük şirketlerin yüklü mahkeme masraflarından kaçınmak için arabuluculuk sürecini tercih etmeleri yaygındır.
Kontrol: Arabuluculuk sürecinde taraflar, çözüm önerilerini kendi iradeleriyle belirlerler. Süreç, tamamen tarafların katılımıyla ve karşılıklı anlaşma sağlanarak ilerler. Oysa mahkemede, hâkim kararları bağlayıcıdır ve tarafların söz hakkı sınırlıdır. Mahkeme sürecinde çözüm süreci dışsal faktörlere ve hâkimin kararına bağlıdır. Bu nedenle arabuluculuk sürecinde taraflar daha fazla söz hakkına sahip olur.
Arabuluculuk Süresi Ne Kadar?
Arabuluculuk süresi genellikle 3 hafta olarak belirlenmiştir. Bu süre, tarafların anlaşmazlıklarını çözme sürecindeki etkinlik ve isteklerine bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Arabuluculuk süreci tarafların birbirleriyle iletişim kurma biçimlerine ve çözüm için ne kadar zaman ayıracaklarına bağlı olarak hızlanabilir veya uzayabilir. Özellikle bazı davalarda taraflar arasındaki anlaşmazlıklar derin ve karmaşık olabilir, bu da sürecin uzamasına neden olabilir.
Arabuluculuk Ücretini Kim Öder?
Arabuluculuk aidatı çoğu durumda taraflar arasında eşit şekilde paylaştırılır. Ancak belirli bir anlaşmazlık durumunda bu ödeme konusunda farklı bir düzenleme yapılabilir. Taraflar aralarındaki anlaşmazlıkların çözümü için arabuluculuk sürecine girdiklerinde arabuluculuk ücretini nasıl ödeyeceklerini belirlemelidirler. Eğer taraflar arasında arabuluculuk aidatı konusunda bir uyuşmazlık çıkarsa çözüm için arabulucu tarafların ortak bir karar almasını sağlayabilir. Ayrıca arabuluculuk sürecinin belirli bir aşamasında taraflardan birinin ödeme yapma yükümlülüğü, arabulucunun önerisi veya kararına bağlı olarak değişebilir. Bu süreç tarafların bütçelerine ve anlaşmalarına göre esnek bir şekilde şekillenebilir.
Arabuluculuktan Vazgeçme Dilekçesi Nedir?
Arabuluculuktan vazgeçme dilekçesi, tarafların arabuluculuk sürecine katıldıktan sonra, bu süreci sonlandırmak istediklerinde sundukları resmi belgedir. Eğer taraflar anlaşmazlıklarını arabuluculuk yoluyla çözme sürecini sürdürmek istemezlerse bu dilekçeyi sunarak süreci sonlandırabilirler. Bu dilekçe, sürecin sonlandırıldığını ve tarafların dava açma haklarının devam edeceğini beyan eder.
Arabuluculuktan Vazgeçme Dilekçesi yazılı bir belge olarak hem arabulucuya hem de karşı tarafa iletilmelidir. Ayrıca, arabuluculuk sürecine dair resmi kayıtlara eklenerek sürecin tamamlandığına dair kayda geçilir. Bu dilekçe ile taraflar arabuluculuk sürecinde ilerleme kaydedemedikleri takdirde, resmi olarak süreci sonlandırmış olurlar.
Arabuluculuk hukuki uyuşmazlıkların hızlı, düşük maliyetli ve gizli bir şekilde çözülmesini sağlayan etkili bir çözüm yöntemidir. Hem bireysel hem de ticari anlaşmazlıklarda, taraflar arasında sağlıklı iletişim kurularak anlaşmazlıkların çözülmesi mümkündür. İstanbul Law Office ailesi olarak arabuluculuk süreçlerinde deneyimli ve uzman kadromuzla her zaman yanınızdayız. Sizlere en uygun çözümü sunarak hukuki sorunlarınızı kısa süre içinde çözmeyi amaçlıyoruz.
İlginizi Çekebilir→ Anlaşmalı Boşanma Nasıl Olur?


